Hükümlünün kişiliğine ilişkin bilgiler üzerinde korunmaya değer hukuki menfaati bulunmaktadır. İnfaz aşamasında hükümlü ile ilgili yapılan araştırmalar ile herhangi bir şekilde elde edilen bilgiler gizli kalmalıdır. Aksi tutum İHAS m.8’in ihlali niteliği taşımaktadır. Bu konuda özellikle “Tanıya yönelik olarak hükümlülerin parmak ve avuç içi izleri alınır, fotoğrafları çekilir, kan grupları, vücutlarının dış özellikleri ve ölçüleri belirlenir. Kayıt altına alınan söz konusu bilgiler hükümlünün kişisel dosyasında veya elektronik ortamda saklanır. Bu bilgiler, Kanunun zorunlu kıldığı hâller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez.” hükmünü getiren CGTİHK m.21/3’e dikkat çekilmelidir. Bu hükmün ihlali TCK m.136’da yaptırım altına alınmıştır.
Kanımızca CGTİHK m.21/3 “Fizik kimliğin tespiti” başlığını taşıyan CMK m.81 ile çelişmektedir. Zira söz konusu hüküm fizik kimliğin tespiti çerçevesinde elde edilen verilerin mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi halinde depolanmasına imkan veriyor ise de bu ancak üst sınırı 2 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlıdır. Halbuki CGTİHK m.21/3 böyle bir sınırlama öngörmeksizin her türlü hapis cezası ile mahkum olan hükümlüler bakımından depolama olanağı getirmektedir. İki düzenleme arasındaki uyumsuzluk giderilmelidir. CGTİHK’daki düzenlemenin “tanıya yönelik” olması bu gerçeği değiştirmez. Zira CGTİHK çerçevesinde depolanan bilgilerin hükümde de açıkça anlaşılacağı üzere kanunun zorunlu kıldığı hallerde diğer kurum ya da kişilerle paylaşılabilmesi mümkündür.
KAYNAK: www.puuny.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder