1 Eylül 2015 Salı

Seçenek Yaptırıma Çevirme Koşulları

Seçenek Yaptırıma Çevirme Koşullan
Çevirmenin ilk ve objektif nitelikteki koşulu cezaya ilişkin olup, hükmedilen cezanın 1 yıl ve daha az hapis cezası olmasıdır. Bu yönüyle 647 s. CİHK ve yeni TCK arasında bir fark bulunmaz. Şayet sanık birden fazla suçtan mahkum olmuşsa 1 yıllık sürenin belirlenmesinde toplam ceza miktarı değil, her bir suçtan dolayı alacağı ceza ayrı ayrı ele alınır.
Ancak taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz (TCK m.50/4).
O halde örneğin, TCK m. 85’e göre taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, beş yıl hapis cezası ile cezalandırılsa dahi bu ceza adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, çevirmenin sadece adlî para cezası bakımından mümkün olması, yoksa m.50’de yer alan diğer tedbirlere çevrilmenin söz konusu olmamasıdır.
Söz konusu düzenlemeden çıkan diğer bir sonuç da bilinçli taksir durumunda hapis cezasının adlî para cezasına çevrilebilmesi için, kısa süreli hapis cezası olması gereğidir.

Bununla birlikte, hâkim her kısa süreli hapis cezasını maddede sayılı yaptırımlardan birine çevirmek zorunda değildir. Nitekim m.50/1’de “çevrilebilir” denmek suretiyle bu hususa işaret edilmiştir. Hâkim bu konuda tam bir takdir yetkisine sahiptir. Hâkimin takdir yetkisi aynı zamanda adlî para cezasına mı, yoksa seçenek yaptırıma mı hükmedeceği konusunu da kapsamaktadır.
İşte yasa koyucu hâkimin kısa süreli hapis cezasını maddede sayılı yaptırımlardan birine çevirip çevirmeme hususunda karar verirken bazı kriterlerden yararlanabilmesine olanak sağlamıştır. Bu da çevirmenin ikinci ve sübjektif nitelikteki koşuludur. Buna göre hükümlüye ilişkin bazı hususlar hâkimin bu konuda takdir yetkisini kullanırken ona yardımcı olmakta ve böylece objektif bir uygulama olanağı da sağlamaktadır. Bu kriterler aynı zamanda cezanın bireyselleştirilebilmesi bakımından hâkim için son derece önemlidir. Buna göre çevirme halinde suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınmalıdır. 647 s. CİHK’ya göre ise çevirme sırasında suçlunun kişiliği, sair halleri ve suçun işlenmesindeki özelliklerin dikkate alınacağı öngörülmekteydi. Görüldüğü üzere TCK hükümlünün sosyal ve ekonomik durumu ile yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığın da çevirme sırasında dikkate alınmasını aramaktadır. Böylece TCK pişmanlığa yargılama sırasında da bir sonuç bağlamış olmaktadır. Gerçekten suç sonrası pişmanlık cezada indirim ya da cezasızlık sebebi oluştururken, yargılama sırasındaki pişmanlık çevirme sebebidir.
Öte yandan buradaki sayımın sınırlı olmadığı “sair haller” teriminden anlaşılmaktadır. Yargıtay da istikrar kazanan değişik kararlarında “suçlunun kişiliği, yargılamadaki davranışları, medeni durumu, işi, sosyal çevresi”nin çevirmede esas alınması gerektiğini ifade etmektedir. Kanımızca sanığın ahlaki eğilimleri çevirmede dikkate alınmamalıdır.
Hâkim hükmedilen cezanın kısa süreli olması durumunda hükümlüye ilişkin söz konusu hususları değerlendirip olumlu ya da olumsuz bir yargıya ulaşmak zorundadır. Bu nedenle kısa süreli hapis cezasının adlî para cezasına ya da önleme çevrilip çevrilmemesi isteğe bağlı değildir; herhangi bir talep olmasa da hâkim bunu re’sen değerlendirmelidir. Bu nedenle mahkemenin bu yönde bir karar verme yükümlülüğünün bulunmadığı yönündeki görüşe ve Yargıtay kararlarına katılmak mümkün değildir. Nitekim Yargıtay da yeni tarihli bir kararında yaptırımların kişiselleştirilmesi ilkesi gereği hâkimin istek olmasa da çevirme hakkında re’sen karar vermesi gerektiğini kabul etmiştir.
Hâkimin, kısa süreli hapis cezasının adlî para cezası ya da önlemlerden birine çevrilip çevrilmemesi konusundaki takdir yetkisi, keyfilik olarak anlaşılmamalıdır. Hâkim, neden çevirdiği ya da çevirmediği konusunda yasal ve yeterli gerekçe göstermek zorundadır. Aksi halde bu bir bozma sebebi olarak kabul edilmektedir (CMK m.289/1 g).
Nihayet burada tartışılması gereken bir husus da şu olabilir: Çevirme sırasında hâkimin esas alacağı bazı kriterler, takdiri hafifletici sebep için de gerekçe oluşturabilir mi? Örneğin, sanığın pişmanlığı hem takdiri hafifletici sebebin uygulanması, hem de çevirme için gerekçe oluşturabilir mi? Kanımızca buna engel bir durum yoktur. Zira her iki kurum nitelik olarak birbirinden farklıdır.

 

KAYNAK: www.puuny.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder