1 Eylül 2015 Salı

TCK’da Para Cezası

TCK’da Para Cezası
5237 sayılı TCK para cezası yaptırımını adlî para cezası olarak belirlemiştir. Bu terimin seçilmesinin gerekçesi, idari nitelikteki para cezasından farkının ortaya konulması şeklinde açıklanmaktadır. Buna göre adlî para cezası yasada yazılı usule göre belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesi şeklinde tanımlanmaktadır (TCK m. 52/1; CGTİHK m. 106). O halde adlî para cezasının saptanmasında gün para cezası sisteminin kabul edildiği söylenmelidir. Böylece 5237 s. TCK’nın 765 s. TCK’da benimsenen klasik sisteme son verdiği söylenmelidir.
Ancak bu sistem aynı suçu işleyen kişilerin ekonomik durumlarının farklı olması nedeniyle farklı cezalar ile cezalandırılmasını sonuçlayacağından TCK m. 3’te yer alan eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığı da
söylenebilir. Ancak gün para cezasının ortaya çıkışında belirleyici olan ve klasik sisteme nazaran avantajlarını da ortaya koyan amaçların gözden uzak tutulmaması gerekir. Gerçekten gün para cezasının ortaya çıkışındaki temel amaçlar, zengin-fakir suçlu arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmak ve ekonomik açıdan paranın sürekli değer yitirdiği ülkelerde cezanın etkinliğini devamlı kılmaktır. Yine hâkimin kararında gün birimini ve gün birimine karşılık gelen parasal miktarı gerekçesiyle ayrı ayrı göstermek zorunluluğu (TCK m.54/2), para cezasının tayininde değerlendirme sürecini açık ve net bir şekilde ortaya koymakta ve kontrol imkanı sağlanarak keyfilik önlenmektedir.
TCK adlî para cezasının ne şekilde saptanacağını da düzenlemiş bulunmaktadır. Buna göre adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanır.
Bununla birlikte, suç tipinde adlî para cezası ile hapis cezası seçimlik olarak düzenlendiğinde, takdiri açıdan hapis cezasının alt ve üst sınırı gözetilerek gün biriminin belirlenmesi yerinde olacaktır. Böylece para cezasının ödenememesi halinde uygulanacak tazyik hapsinin süresi bakımından dengesiz ve adaletsiz sonuçların ortaya çıkması önlenmiş olur. Nitekim 6.12.2006 ve 5560 sayılı Kanunla 5237 sayılı TCK m.61’e f.9 eklenmiş ve “(9) Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.” düzenlemesi getirilmiştir. Örneğin, hakaret suçunun cezası hapis cezası ya da adlî para cezası olarak hükmedilebilir (TCK m. 125). Buna göre hâkim adlî para cezasına hükmedecekse gün birimin altı sınırı üç aydan az, üst sınırı da iki yıldan fazla olamaz.
Yine hükümde gün birimin sadece üst sınırı gösterilmiş ise alt sınır beş gün; alt sınır gösterilmiş üst sınır gösterilmemiş ise üst sınır yedi yüz otuz gün olacaktır.
Yeni TCK’nın Alman Ceza Kanunu’ndaki gün para cezası sistemini benimsediği söylenmelidir. O halde birinci aşamada 5 günden az, Kanunda aksi belirtilmeyen hallerde 730 günden fazla olmamak üzere birim gün sayısı belirlenir; ikinci aşamada ise suçlunun ekonomik ve kişisel durumu göz önünde tutularak bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar bulunur. Bu miktar en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olabilir (TCK m.52/2). Nihayet üçüncü aşamada belirlenen bu iki rakam birbiriyle çarpılır.
Öte yandan adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez (TCK m. 61/6).
Hâkim kararında, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarı ayrı ayrı göstermek zorundadır (TCK m.52/3).

 

KAYNAK: www.puuny.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder