1 Eylül 2015 Salı

Uzun Süreli Hükümlülük

Uzun Süreli Hükümlülük
Uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya hükümlü olanların ne diğer hükümlüler için, ne de personel için “tehlikeli” olarak nitelendirilmesi doğru bulunmamaktadır. Aslında bu hükümlülerin infaz kurumunun barış ve huzur içinde olmasından çıkarı bulunduğundan, tam tersine bu kişiler çoğunlukla kurumun düzeninin bozulmamasına yardımcı olurlar. Kuşkusuz mahkumiyetin neden olduğu yoksunluklar, özgürlük kaybının zarar verici sonuçları, hükümlülüğün devam etmesiyle oluşan yıpranma mekanizmasıyla kendini tüm şiddetiyle gösterir. Bu nedenle cezaevi idaresinin uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum edilmiş olan hükümlülere özel bir özen göstermesi gerektiği ifade edilmektedir.
Gerçekten uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum edilmiş olan hükümlü zamanla ziyaretçi gelmesini istemez. Zira bu ziyaretler belki onun dış dünya ile bağlantısını sağlamaktadır. Ancak aynı zamanda onun hangi hak ve özgürlüklerden yoksun olduğuyla yüzleşmesine de neden olur. Bunun yüklediği stres hükümlünün akrabalarıyla ilişkisini kesmesine ve tümüyle cezaevi ilişkilerine yönlendirir. Bu, başlangıçta hükümlünün cezaevi ile uyumunu kolaylaştırsa da bu defa infaz sonrası toplumla olan ilişkileri bakımından zorluk sebebi halinde dönüşür. Bu da bu kişiler arasındaki tekerrür oranını yükseltir.
Uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezanın olumsuz sonuçlarının azaltılması için infaz rejimi hükümlülük sırasında ve sonrasında temel gereksinimlerin mümkün olduğunca karşılanması şeklinde düzenlenmelidir. Bu çerçevede beslenme, kalacak yer, tıbbi hizmetlerden yararlanmak, bedeni zararlardan
 
Bununla birlikte, “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar”başlıklı Dördüncü Bölüm, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı Beşinci Bölüm, “Milli Savunmaya Karşı Suçlar”başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz” (m. 107/16) ve “14.7.2004 tarihli ve 5218 sayılı Kanunun 1’inci maddesi ile değişik 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla; ölüm cezaları, müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları ile ölüm cezaları ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen veya ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olan terör suçluları, koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamaz. Bunlar hakkında, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası, hayatı boyunca devam eder” (Geçici m.2) şeklindeki düzenlemelerin yerindeliği tartışmalıdır.


Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun Süreli Cezalara Mahkum Olanların Cezaevi İdaresince Yönetimi Hakkında R (2003) 23 Sayılı Tavsiye Kararı
Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun Süreli Mahkûmiyetin Zarar Verici Etkileriyle Başa Çıkma
21.   Ömür boyu hapis ve uzun süreli cezaların zarar verici etkilerini önlemek ve bunlarla başa
çıkabilmek için cezaevi idarecileri,
-    mahkumlara cezaevinin kuralları, rutin işleyişi ve mahkumların hak ve ödevleri hakkında bilgilendirmek için uygun koşulları oluşturmayı cezanın başlangıcında veya gereğinde daha sonrasında sağlamaya,
-    mahkumların mümkün olduğunca cezaevindeki günlük yaşam hakkında kişisel tercih yapmalarını sağlayacak fırsatlar yaratmaya,
-   fiziksel, zihinsel ve duygusal uyarım için yeterli maddi koşullar ve olanaklar sunmaya,
-    Cezaevindeki binaların, eşyaların ve dekorasyonun hoşa gidecek ve kullanıcıya rahatlık sağlayacak şekilde tasarlanmasını sağlamaya çalışmalıdırlar.
22.   Aile bağlarının kopmaması için özel çaba gösterilmelidir. Bu amaçla,
-    mahkumlar mümkün olduğunca ailelerine ve yakın akrabalarına en yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.
-    mektuplaşma, telefon görüşmeleri ve ziyaretlerin mümkün olduğu ölçüde azami sıklıkta ve gizlilik içinde yürütülmesi sağlanmalıdır. Bu tür bir düzenleme güvenliği tehlikeye atıyorsa veya risk değerlendirmesiyle riskli olduğu tespit edilmişse söz konusu haberleşmeler, mektupların izlenmesi ve ziyaret öncesi ve sonrasında aramalar gibi makul güvenlik tedbirleri eşliğinde yürütülebilir.
23.    a. Gazete, radyo ve televizyon ile dışarıdan gelen ziyaretçilere erişim gibi bir dış dünya ile
olan diğer temasların geliştirilmesi teşvik edilmelidir.
b. Ceza evi iznine dair R (82) Sayılı Tavsiye Kararında belirtilen ilkeler göz önünde tutularak gerekirse refakat altında çeşitli cezaevi izinlerinin verilmesi için özel çaba harcanmalıdır.
24.   Mahkumların,
-   suçlarını ve mağdurlara verdikleri zararı kabullenmeleri ve herhangi bir suçluluk duygusuyla başa çıkabilmeleri,
-   özellikle hemen mahkumiyet sonrasında intihar riskinin azaltılması,
-   kurumsallaşma, pasiflik, öz saygının azalması ve depresyon gibi uzun süreli hapsin zararlı etkilerine karşı koyabilmelerinin sağlanması amacıyla uygun danışmanlık, yardım ve desteğe erişimleri sağlanmalıdır.

 

KAYNAK: www.puuny.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder