Açlık, günlük faaliyetler, büyüme ve yara iyileşmesi için yeterli olmayan kalori, protein ve vitamin alımı şeklinde tanımlanabilir. O halde açlık günlük faaliyetleri etkileyen, büyümeyi ya da yara iyileşmesini engelleyen bir niteliğe sahiptir.
Öte yandan açlık, besinden yoksun kalmış olan insan ya da hayvanı yiyecek aramaya yönelten ve besin aldıktan sonra yok olan bir dürtü olarak da tanımlanabilir.
Açlık kavramı ile yetersiz ve dengesiz beslenme kavramları karıştırmamalıdır.
Açlık, tam ve kısmi açlık olarak ikiye ayrılmaktadır:
Tam açlık vücut için gerekli olan besinlerin hiç alınmamasıdır. Bu durum canlının kendi bünyesinden beslenmesine yol açar ve 45 gün kadar sürebilir. Tam açlık vücut sıcaklığının düşmesine, güç kaybına, sinir bozukluklarına, baş dönmelerine, sanrı ve zeka bozukluklarına yol açar.
Kısmi açılık ise, vücut için gerekli olan bazı besin maddelerinin ya tümüyle ya da kısmen alınmaması şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Beslenme, ortam şartları içinde, günlük faaliyetler, büyüme ve yara iyileşmesi için gerekli olan kalori, protein, makro ve mikro element ile vitamin alımı şeklinde tanımlanmaktadır. Beslenme de iradi beslenme, zorla beslenme, yetersiz ve kötü beslenme olarak dört başlık altında incelenebilir.
İradi beslenme, yukarıda tanımı verilen beslenmenin kişinin özgür iradesi ve isteği ile gerçekleşmesi halidir.
Zorla beslenme ise söz konusu beslenmenin kişinin özgür iradesinin herhangi bir şekilde ortadan kaldırılarak gerçekleştirilmesidir. Bu işkence, kötü muamele, cebir-şiddet kullanma gibi bir sebeple olabilir. Zorla beslenmenin herkes tarafından yapılabilir olması, bu eylemi tıbbi müdahaleden ayırır.
Yetersiz beslenme, besinlerle günlük enerji gereksinimi olan 2600 kaloriden az miktardan az enerji alınması durumunda yetersiz beslenme vardır. Yetersiz beslenmeyi kötü beslenmeden ayıran, kalorinin azlığıdır.
Kötü beslenme besinlerle alınan enerji miktarı yeterli, vitamin, protein vb. unsurlar açısından fakirse kötü beslenme vardır.
Açlık grevi, belirli bir hedefe ulaşmak, bir hareketi protesto etmek ya da bir görüşe taraftar bulmak için kamuoyu yaratmak düşüncesi ile kişinin tek başına veya bir grup şeklinde yemek yemeyi durdurarak ve/veya sıvı almayarak aç kalma eylemidir.
Açlık grevine başvuran kişi ise, zihinsel olarak ehliyetli, açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş, bu nedenle belirli bir zaman yiyecek ve/veya sıvı almayı reddeden kişidir. Diğer bir deyişle “açlık grevcisi”dir.
Açlık grevi bir tür protesto yöntemidir. Bu yönüyle sorun doğuran husus, açlık grevine ona başvuranın rızası hilafına tıbbi muayene ya da zorla besleme yoluyla müdahalenin adil olup olmayacağı hususudur. Görüldüğü üzere açlık grevi belli bir amacın gerçekleştirilmesine yöneliktir.
Açlık grevlerinde amaç ölüm olmamakla birlikte, uzun süreli olması ölüm tehlikesini her zaman olası kılmaktadır. İnsan bedeninin açlığa dayanma sınırı yaklaşık 70 gün olarak ifade edilmektedir.
Açlık grevi özellikle siyasi hükümlülerin sıklıkla başvurduğu ve baskı aracı olarak kullandığı bir yöntemdir. Gerçekten açlık grevine başvuran hükümlü aslında ölmek istemez; hukuka uygun olmasa dahi isteklerini kabul ettirmeye çalışır. Siyasi amaçla yapılan açlık grevleri bir insanın ölümüne seyirci kalmak istemeyen yetkililer ve kamuoyu üzerinde etki bırakmakta ve çoğu zaman isteklerinin yerine getirilmesini sonuçlamaktadır.
Yakın zamanda ülkemizde de sıklıkla başvurulmuş olan açlık grevlerinde asıl sorun, açlık grevi yapan hükümlülere tıbbi müdahalede bulunulabilip bulunulamayacağı noktasında yer almaktadır. Çeşitli İl Tabipler Odaları, iradeye rağmen müdahale edilmeyeceğini kabul eden Malta Bildirgesine dayanarak, açlık grevi yapanlara müdahale edilemeyeceğini ifade etmişlerdir.
Ceza hukuku bakımından açlık grevi ve açlık grevine müdahalenin temel esasları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Özlem Yenerer Çakmut, Tıbbi müdahaleye Rızanın Ceza Hukuku Bakımından İncelenmesi, İstanbul 2003.
Bugün açlık grevi şeklinde ortaya çıkan protestonun belli bir noktadan sonra gayrı meşru ya da hukuka aykırı olduğu kabul edilmekte, örneğin, ölümle ya da sakat kalmakla sonuçlanabilecek isteklerin kabulüne kadar sürdürülen açlık grevinin artık protesto değil, eylem ve mücadele niteliğini kazanacağı ifade edilmektedir. Gerçekten bu durumda grevci, yandaşlarınca ölümü göze almış direnişçi ve savaşçı olarak kabul edilir.
Açlık grevi, yemek boykotu, süreli açlık grevi, süresiz açlık grevi, dönüşümlü açlık grevi, destek amaçlı açlık grevi ve ölüm hedefli açlık grevi şeklinde gruplandırılmaktadır.
Uluslararası Ceza Reformu, Dünya Sağlık Birliğinin Tokyo ve Malta Bildirilerinde müdahale etme konusundaki son kararın bireysel olarak doktora ait olduğu esasında hareketle şu sonuçlara ulaşmıştır:
• Doktorlar ya da diğer sağlık bakım personeli açlık grevcisine grevi ertelemek için herhangi bir şekilde yersiz baskı yapmamalıdır.
• Açlık grevcisi, açlık grevinin klinik sonuçları üzerine bir doktor tarafından bilimsel olarak bilgilendirilmelidir.
• Hastaya uygulanacak herhangi bir tedavi onun onayı alınarak yapılmalıdır.
• Doktor, günaşırı hastanın açlık grevini devam ettirmeyi isteyip istemediğini araştırmalıdır.
KAYNAK: www.puuny.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder