1 Eylül 2015 Salı

Cezanın Amaçları

Cezanın Amaçları
Geleneksel olarak, cezanın amaçlarını iki grupta toplamak mümkündür: Birincisi, ceza ödetmeye (tenkile) hizmet eder; diğer bir deyişle, işlenmiş kusurlu bir fiil, bir kuralın ihlali üzerine misilleme tepkisidir; ikincisi, önlemeye hizmet eder; yani, toplum (genel önleme) veya bireyler (özel önleme) üzerinde etkili olmak suretiyle suçu önlemeye çalışır. Bugün baskın olan görüş, ödetici ve önleyici amaçları bir araya getirmiş olan karma görüştür. TCK da bu görüşü kabul etmiştir. Bu bağlamda ceza, bir yandan suçluyu topluma uyumlu bir hale getirmeyi, gerekirse toplumdan uzaklaştırmayı amaçlarken, diğer yandan kanunda düzenlenmek ve infaz edilmek suretiyle korkutmalıdır.
Gerçekten bugün uzlaştırıcı teoriler geçerli olup, bu teorilerin ulaştığı çizgi ceza hukukunun günümüzdeki özel işlevini de ortaya koyar: Ceza hukukuna özgü amaçlardan ilki toplumsal yaşantı yönünden en önemli değerleri özel biçimde korumaktır. Ceza temel hak ve özgürlükleri sınırlamış olduğu için ancak çok önemli durumlarda ortaya çıkabilir. Bu nedenle kural olarak örneğin bir sözleşmenin ihlali cezalandırılmaz. Bu yönüyle ceza hukuku hukuk sistemi içinde diğer hukuk dallarına yardımcıdır, son çaredir. Bunun zorunlu bir sonucu olarak ceza hukuk yaptırımları arasında da özgürlüğü bağlayıcı ceza son çare olmalıdır.
Genel ve özel önleme, ceza hukukunun özel işlevi bakımından da önemli rol oynar. Genel önlemenin bir işlevi yerine getirdiği açıktır. Ancak özel önlemenin gerçekleşmesi yani bireyin uslanarak yeniden topluma kazandırılması için, infaz konusunda bazı özel düzenlemelere ve kurumlara ihtiyaç bulunur. Bu nedenle özellikle 16 yy.dan itibaren infaz hukukunun temel ilkeleri saptanmaya başlanmış infaz kurumları yeniden şekillenmiştir. İnfaz kurumları yeniden sosyalleşmeye olanak sağlayacak şekilde teçhiz edilmelidir. Ancak gerekli önlemler alınsa da cezaevi ortamının yarattığı psikolojik durum bireyi farklı davranışlara itebilmektedir. Bu durum özellikle kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezalarda dikkat çekmektedir. Bu nedenle kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezalara alternatifler üretilmelidir. Nitekim kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar (TCK m.50) ve yine ön ödeme kurumu (TCK m.75) bu amaçla kabul edilmiştir. Bugün ceza hukukunda faile kusurundan daha ağır ceza uygulanmaması benimsenmiştir: Kusur ceza hukuku. Bu, ödetme olarak karşımıza çıkar. Ama ödetme ana hedef değil, yardımcıdır.
Ancak cezanın önleme işlevi mesela, itiyadi suçlarda etkili olmayabilir. Bunlara karşı güvenlik önlemi uygulanabilir. Yine özel önleme işlevi de küçük suçlularda her zaman etkili değildir. Bu nedenle bu kişiler hakkında güvenlik tedbirleri uygulanır.
Bunun bir sonucu olarak çağdaş ceza kanunlarında ceza yanında güvenlik tedbirleri de kabul edilmiştir.
Bugün ceza hukukunda faile kusurundan daha ağır ceza uygulanmaması benimsenmiştir: Kusur ceza hukuku. Bu, ödetme olarak karşımıza çıkar. Ama ödetme ana hedef değil, yardımcıdır.
Ancak cezanın önleme işlevi mesela, itiyadi suçlarda etkili olmayabilir. Bunlara karşı güvenlik önlemi uygulanabilir. Yine özel önleme işlevi de küçük suçlularda her zaman etkili değildir. Bu nedenle bu kişiler hakkında emniyet tedbirleri uygulanır.
Bunun bir sonucu olarak çağdaş ceza kanunlarında ceza yanında güvenlik tedbirleri de kabul edilmiştir.

 

KAYNAK: www.puuny.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder